Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terörsüz Türkiye süreci olması gerektiği şekilde ilerlemektedir
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terörsüz Türkiye süreci olması gerektiği şekilde ilerlemektedir
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terörsüz Türkiye süreci olması gerektiği şekilde ilerlemektedir
Haber Giriş Tarihi: 29.04.2026 17:01
Haber Güncellenme Tarihi: 29.04.2026 17:01
Kaynak:
DHA
Aybala MELEK/ANKARA, (DHA)- CUMHURBAŞKANI ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Terörsüz Türkiye sürecinde olumlu bir atmosfer vardır, yapılması gerekenler bellidir, süreç olması gerektiği şekilde ilerlemektedir. Sorunun devamından çıkar sağlayanların ürettiği algıların hiçbiri bunu değiştirmeyecektir" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında konuştu. Erdoğan, Filistin'de uluslararası kuruluşların sessizliği altında yaşanan barbarlığa tepki göstererek, "Onca barbarlığa, onca zulme ve soykırıma rağmen; 'Susarsak eğer taşları sıkacağız, acıkırsak eğer toprakla doyacağız ama asla terk etmeyeceğiz. Kanımız masumdur ama onu dökmekten çekinmeyeceğiz. Mazimiz önümüzde uzanıyor. Yaşadığımız an içimizde, gelecek sırtımızda' diyerek topraklarına sahip çıkan Filistin'in yiğit evlatlarını bugün bir kez daha hürmetle selamlıyor, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak dualarımızla, desteklerimizle daima yanlarında olduğumuzu tekrar ifade ediyorum" dedi.
'KUT'ÜL AMARE ZAFERİ, BİR KAHRAMANLIK DESTANI'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kut'ül Amare'nin 110'uncu yıl dönümünde, Selman-ı Pak ve Kut çarpışmaları başta olmak üzere 1'inci Cihan Harbi'nin tüm cephelerinde kahramanca mücadele eden askerleri rahmetle yad etti. Erdoğan, "Aynı şekilde tarih boyunca İ'la-yı kelimetullah uğrunda feda-i can eyleyen aziz şehitlerimizi tazimle anıyor, Rabb'im cümlesinin ruhunu şad, mekanını inşallah cennet eylesin diyorum. Kut'ül Amare Zaferi, Çanakkale Zaferimizle milletimizin mücadele azminin yanı sıra ordumuzun kurmay zekasını ortaya koyan muhteşem bir askeri başarı hikayesi olarak ortaya çıkmıştır. Kut Zaferi ile Bağdat'ın işgali bir sene daha engellenmiş ve 1'inci Dünya Savaşı'nın bitirilmesi iki sene uzatılmıştır. Bu zaferde, başta General Townshend olmak üzere 5 general ve 476 subay ile toplam 13 bin 309 kişi esir alınmıştır. Zafer sonrasında gazilere hitap eden 6'ncı Ordu Komutanı Halil Kut Paşa bakınız askerlerini nasıl tebrik etmiştir: 'Aslanlarım, bugün şu kızgın toprağın güneşli semasında, şühedamızın ruhları şad-ü handan uçuşurken ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum'. 18'inci Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa ise muzaffer askerlerini kutlarken, onlara aynı zamanda şunları emrediyordu; '18'inci Kolordunun aslan yürekli erleri, Cenabıhakk'a secdeye kapanalım. Bu akşam şehitlerimize Fatihalar, Tebarekeler, Yasinler okunsun. Gaziler birbirine sarılsın, birbirini tebrik etsinler. Ben de bugünkü Kut'ül Amare Bayramı vesilesiyle sizin pak ve yüksek alınlarınızdan samimiyetle öpüyorum.' Kut'ül Amare Zaferi işte böyle karşılanmış, tarihimize şanla, şerefle yazılmış bir kahramanlık destanı olarak milli hafızamızda yerini almıştır" diye konuştu.
'KUT HALKI PEK ÇOK ŞEHİT VERMİŞTİR'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kut Zaferi'nin, belli kesimler tarafından şimdilerde tekrar köpürtülen 'Birinci Dünya Savaşı'nda Araplar bizi sırtımızdan hançerledi' yalanını deşifre eden en bariz örneklerden biri olduğunu söyleyerek, "Kut halkı, Osmanlı ordusunun bir parçası gibi hareket ederek, kuşatmaya destek olmuş hatta bu uğurda pek çok şehit vermiştir. Mesela köklü bir Arap ailesinin mensubu olan Uceymi Paşa muhasara altında kalan bir birliğimizi yanındaki adamlarıyla beraber kurtarmıştır. Arapların yanı sıra Kürdi, Berzenciye Seyyidleri, Niayn Seyyidleri, Talabani gibi Kürt aşiretleri de Osmanlı ordusunun yanında savaşmışlardır. Yine tarihçilerimize göre, ordumuza destek veren Arap aşiretlerinin içinde Şii olanlar da bulunuyordu. Zaferin bu yönü, bizim sık sık altını çizdiğimiz, Türk, Kürt, Arap ittifakının ne kadar stratejik önemde olduğunu bizlere yeniden hatırlatmaktadır. Sadece Kut'ül Amare'de değil, aynı uhuvvet tablosuna Çanakkale'de de şahit oluyoruz; Saraybosna'dan, Üsküp'ten, Bakü'den, Kudüs'ten, Bağdat'tan, Şam'dan, Halep'ten nice kardeşimiz Çanakkale'de ecdadımızla birlikte omuz omuza çarpışmış, şehit düşmüş, kara toprağı al kanlarıyla birlikte sulamışlardır. Çanakkale bizim cihanşümul kardeşliğimizin vücut bulduğu yer olmuştur. Aynı hakikat Kut'ül Amare için de geçerlidir. Orada da vahdet nifaka galip gelmiş, toplu vuran yürekleri hiçbir müstevli gücün sindiremeyeceği çok net görülmüştür" ifadelerini kullandı.
'KARDEŞLERİMİZLE ARAMIZA KİMSE GİREMEZ'
Erdoğan, bugün de kardeşi kardeşe kırdırarak coğrafyayı kana boğmaya çalışanlara karşı en sağlam direnç hatlarının, birbirine kenetlenmek olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:
"Kökenlerimiz farklı olabilir. Mezheplerimiz, meşreplerimiz, hayat tarzlarımız, düşünce dünyamız, siyasi görüşlerimiz farklı olabilir. Bunların hepsi bizi bölen, ayrıştıran, kutuplaştıran değil, beşeri ve fikri zenginliğimizi yansıtan müstesna değerlerdir. Özellikle bölgemizin içinden geçtiği şu sancılı dönemde köken, meşrep ve mezhep farklılıklarımızı bir yana bırakıp hep beraber vahdeti kuşanmak, kardeşliği yüceltmek mecburiyetindeyiz. Sadece kendi içimizde değil, sınırlarımızın ötesinde de kardeşliğin özellikle diliyle konuşmak, barış mesajlarımızı çok güçlü biçimde vermek durumundayız. Türkiye bunun mücadelesini yürütmektedir. Aynı şekilde biz tüm kadrolarımızla bunun mücadelesini yürütüyoruz. Türkiye'nin Kürt, Arap, Türkmen, Fars ayrımı yapmaksızın bölgedeki tüm kardeşleriyle kucaklaşması, ortak tarih ve ortak gelecek temelinde yeni bir güvenlik paradigması inşa etmeye çalışması tenkit edilecek değil; aksine takdir edilecek, desteklenecek, övülecek bir politikadır. Bölgemizde yeni ameliyatlar yapmak isteyenlerin oyunlarına gelmek hem tarihimize hem de istikbalimize yapılmış bir ihanet olacaktır. Hangi bahaneyle olursa olsun hiç kimse böyle bir vebali taşıyamaz. Artık şunu herkes bilsin ve anlasın, nasıl etle tırnak birbirinden ayrılmazsa bin yıldır aynı topraklarda beraber yaşadığımız kardeşlerimizle aramıza kimse giremez, bizi kimse ayıramaz, barış içinde geleceği kucaklamak varken bize kimse düşman olamaz. Bizim Çanakkale'de, Kut'ül Amare'de ve daha nice İslam beldesinde şehitlerimizin mübarek kanlarıyla yoğrulmuş, dostluğumuzu, kardeşliğimizi bozmaya kimsenin ama hiç kimsenin gücü yetmez. Bunun için kardeşliğimizi kundaklamak isteyenlere 'eyvallah' demeyeceğiz. Aramıza nifak sokmaya çalışanlara inat biz zafer marşlarımızı, kardeşlik türkülerimizle birlikte coşkuyla söylemeye devam edeceğiz."
Halil Kut Paşa ile 110 sene önce kazanılan Kut'ül Amare Zaferi'ndeki emeği geçen subayları, şehitleri ve gazileri anan Erdoğan, Kut'ül Amare Zaferi'nin 110'uncu yıl dönümünü de kutladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti'nin kuruluşun 25'inci yıl dönümüne yaklaşılırken, ilk günkü aşkla, heyecanla millete hizmet ettiklerini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen hafta Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi'nde gerçekleştirilen 'Ev Sahibi Türkiye' kura çekim törenini hatırlatarak, önemli bir adım attıklarını söyledi. Erdoğan, 24 Ekim 2025'te 81 vilayete 500 bin sosyal konut kazandıracak ‘100 Yılın Konut Projesi’ni kamuoyu ile paylaştıklarını anımsattı. Vatandaşların bu konut projesine yoğun ilgi gösterdiğini ifade eden Erdoğan, 500 bin konut için yaklaşık 8 milyon kişinin başvuru yaptığını, vatandaşların itimadına layık olmak için kolları sıvadıklarını ve 29 Aralık 2025'te kura süreçlerini başlattıklarını, 4 ay gibi rekor sürede 81 ilde noter huzurunda şeffaf şekilde 500 bin hak sahibinin belirlendiğini anlattı.
'ÜLKEYİ KUTUPLAŞTIRAN POLEMİKLERLE İŞİMİZ OLMAZ'
Hedeflerinin, söz konusu evleri hızla inşa edip hak sahiplerine teslim etmek olduğunu söyleyen Erdoğan, "Sahada çok hızlı bir şekilde inşaat sürecine başlayacağız. İnşallah 2027 Mart ayından itibaren evlerimizin anahtarlarını peyderpey teslim edeceğiz. 7 bin 300 lira ila 11 bin lira arasında bir taksitle insanlarımızı yuva sahibi yapmanın bahtiyarlığını yaşayacağız. Projeyle ayrıca ilk kez İstanbul'da kiralık konut uygulamasını da hayata geçiriyoruz. İstanbul'umuza 100 bin sosyal konutun yanı sıra 15 bin kiralık konut inşa ediyoruz. Dar gelirli vatandaşlarımız çok uygun koşullarda TOKİ'den ev kiralayacak. Bu yaz kiralık konutların da anahtarlarını teslim etmeye başlıyoruz. Kurada ismi çıkan vatandaşlarımızın gözleri aydın olsun, diyorum, yeni yuvalarında inşallah güle güle otursunlar. Kurada ismi çıkmayan vatandaşlarımız da üzülmesinler. Biz sadece TOKİ vasıtasıyla 1 milyon 760 bin konut üretmiş bir iktidarız. Biz 455 bin konut ve iş yeri yaparak 6 Şubat asrın felaketinin izlerini 3 yıl gibi kısa sürede büyük oranda silmiş bir kadroyuz. Biz İstanbul'da 980 bin, ülke genelinde 2 milyon 262 bin bağımsız bölümü dönüştürmeyi başarmış bir hükümetiz. Bunları nasıl yaptıysak önce 500 bin konutu yapacağız, ardından da eserlerimize yenilerini ekleyeceğiz. Şunu tüm vatandaşlarımızın çok iyi bilmesini isterim; biz bu ülkeye, bu millete sevdalıyız. Unutmayın, ‘hizmet eden izzet bulur’ prensibi bizim siyasetteki pusulamızdır. Bizim gerilim siyasetiyle işimiz olmaz. Bizim ülkeyi kutuplaştıran polemiklerle işimiz olmaz. Bizim millete faydası olmayan sahte ve sanal tartışmalarla işimiz olmaz. Biz bunların hiçbirinde yokuz, olmadık ve olmayacağız. Bizi arayan açılışta bulur, şantiyede bulur, devasa yatırımların temelini atarken, bitmiş eserleri hizmete açarken buralarda bulur, iş ve icraat üretirken bulur. Bizi arayan, milletimizin gönül sarayının başköşesinde bulur" dedi.
'MİLLETİN GÖNLÜNE TEHDİTLE DEĞİL, ESERLE GİRİLİR'
Bugüne kadar gerçekleştirilen konut projelerinin ve muhalefetin tutumunun anlatıldığı videonun gösterilmesinin ardından konuşmasına devam eden Erdoğan, "İşte AK Parti'nin ve Cumhur İttifakı'nın vizyonu budur. İşte Türkiye'nin son 23 yılda şehircilikte ulaştığı seviye budur. Hepsinden önemlisi, siyasette itibar işte böyle kazanılır, işte böyle korunur. Milletin gönlüne lafla, polemikle, tehditle, şantajla değil; işte böyle eserle, hizmetle, yatırımla, icraatla girilir. Milletimiz bize inansın, milletimiz bize güvensin, biz bu güveni evelallah boşa çıkarmadık, çıkarmayız. Rabb'im ömür verdikçe milletimizin hayallerini gerçeklere dönüştürmeyi devam edecek, inşallah daha nice yıllar ülkemize hizmet bahtiyarlığına nail olacağız" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi siyasetlerinde şehircilikte olduğu gibi hayatın diğer kulvarlarında da 'çözümsüzlük çözümdür' anlayışına yer olmadığını vurgulayarak, şöyle dedi:
"23 yıldır büyük-küçük demeden milletimizin her türlü derdiyle ilgilendik, her sorununa çözüm yolları bulmaya çalıştık. Hak ve hürriyetlerin genişletilmesinden devlete çöreklenmiş oligarşik yapılarla mücadeleye, siyaset odaklarının geriletilmesinden milli iradenin güçlendirilmesine kadar her alanda Cumhuriyet tarihinin en büyük reformlarına imza attık, birçok alanda sessiz devrimler gerçekleştirdik. Ana muhalefet gibi lafa gelince basın özgürlüğünden dem vurup sırf yolsuzluklarını ifşa ediyorlar, diye kürsüden basına parmak sallayanlardan, basın mensuplarını küstahça tehdit edenlerden olmadık. Eleştirilere tahammül gösterdik, yapıcı önerilere kulak verdik. Hukuksuzluklar karşısında hakkımızı yine hukukun içinde aradık. Onu kapatacağız, şunun kapısına kilit vuracağız, hepinizden hesap soracağız gibi antidemokratik yollara asla tevessül etmedik. Burada yıllardır bizi basın özgürlüğü konusunda topa tutanların ikiyüzlü tavrına kısa bir parantez açmak istiyorum. Biz hafta sonu İstanbul'da 100 bin konutun kura çekim törenini yaparken, aynı saatlerde CHP Genel Başkanı, belediye başkanlarıyla toplantıdaydı. Toplantı sonrasında çıktı, yine ipe sapa gelmez bir sürü ithamda bulundu, son derece seviyesiz ifadelerle şahsımızı ve partimizi hedef aldı. İçinde zerre kadar vizyonun, projenin, nezaketin olmadığı, Türkiye'nin ana muhalefet partisine asla yakışmayan bir üsluba dinleyenler muhatap oldu. Bir defa şu derin çelişkiyi herkes görüyor: Yolsuzlukla yargılanan belediye başkanları karşısında kuzu kesilenler, bakıyorsunuz basın mensuplarına karşı aslan postuna bürünüyor, rüşvet pazarlığı yapanlara iki laf edemeyenler kürsüde önlerine gelene tehditler savuruyor. Yıllarca basın özgürlüğünden farklı seslere ve görüşlere saygılı olmaktan, eleştirilere kulak vermekten bahsettiler ama daha ortada hiçbir şey yokken onu, bunu tehdit etmeye başladılar. Bu mu sizin basın hürriyetinden anladığınız? Bu mu sizin özgürlük ve demokrasi anlayışınız? Bu mu sizin siyaset tarzınız?"
'ALIŞIK OLDUĞUNUZ ESKİ TÜRKİYE ARTIK YOK'
Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Kendini dev aynasında görenlere sadece şunu söylemek isterim; beyler, cirminiz kadar yer yakarsınız. Tehditle, şantajla, dozunu devamlı artırdığınız hakaret senfonileriyle bu ülkede kimseyi sindiremezsiniz. Kabul etseniz de etmeseniz de alışık olduğunuz eski Türkiye artık yok. Gazetelerin CHP'nin basın bülteni gibi çıktığı günler artık geride kaldı. Ekranların CHP ideolojisine tahsis edildiği günler artık geride kaldı. Aykırı sesleri susturduğunuz günler artık bu ülkede geride kaldı. Basının sizi eleştirmesine, etik ilkelere riayet ederek yolsuzluk iddialarını haberleştirmesine öyle veya böyle alışacaksınız. Yankı odalarınızın dışında farklı sesler duymaya alışacaksınız. Beytülmale el uzatmışsanız adalete hesap vermeye alışacaksınız. Türkiye uzun yıllar hasretini çektiği çok sesliliğe nihayet kavuşmuştur ve bundan geriye dönüş olmayacaktır. Her gün yeni bir skandal patlak veriyor. CHP yönetiminin aklına iddiaların üzerine gitmek değil, hemen basını susturmak geliyor. Beyefendilerin aklına para kuleleriyle, baklava kutularıyla mücadele değil, bunların üzerine giden kurumları tehdit etmek geliyor. Yolsuzluklardan arınalım, Gazi’nin partisini çıkar şebekelerinin oyuncağı olmaktan kurtaralım gibi ne bir düşünceleri ne de böyle bir niyetleri var. Sonra da utanmadan çıkıp ahlaki üstünlükten dem vuruyorlar. Yahu ortada ahlak mı bıraktınız ki bir de üstünlük olsun? Bunca kepazelikten sonra hiçbir şey olmamış gibi davranmanız sizin üstünlüğünüzden değil, yüzsüzlüğünüzden kaynaklanıyor. İnsan bir özeleştiri yapar, başkalarını suçlamadan önce kendisini bir hesaba çeker, yolsuzluk virüsü bünyeyi sarmadan insan bir müdahale eder. Hem bunları yapmayacaksın, bir de üstüne basını tehdit edeceksin. Ne diyelim, Cenabıallah bu milleti, bu ülkeyi CHP zihniyetinin eline düşürmesin."
'CHP'DEKİ BİZANS OYUNLARIYLA UĞRAŞAYACAK NE VAKTİMİZ NE NİYETİMİZ VAR'
Erdoğan, yoğun mesaileri arasında bunlara nefes ve vakit harcamayı tamamen israf olarak gördüklerini söyleyerek, "Bizim CHP'deki Bizans oyunlarıyla uğraşacak ne vaktimiz ne niyetimiz, doğrusunu söylemek gerekirse ne de bunlara ayıracak vaktimiz var, midemiz var. Biz tamamen işimize odaklanmış durumdayız. Bir taraftan 500 bin sosyal konutumuzun kurasını çekiyor, diğer taraftan ülkemizi küresel bir cazibe merkezi haline getirecek adımlar atıyoruz. Türkiye Yüzyılı'nda yatırımlar için Güçlü Merkez şiarıyla hazırladığımız kapsamlı çalışmayı inşallah yakında Meclisimizin takdirine sunacağız. Hedefimiz, istikrar adası vasfını son hadiselerle bir kez daha tescilleyen ülkemizi; üretim, ticaret, lojistik ve yatırım alanlarında küresel bir merkeze dönüştürmek, Türkiye'nin rekabet gücünü artırmaktır" dedi.
'SABOTAJLARA RAĞMEN KRİTİK EŞİĞİ AŞTIK'
Ekonomik şahlanışın bir diğer lokomotifinin 'Terörsüz Türkiye' süreci olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:
"Ülkemize maliyeti 2 trilyon doları aşan terör sorununu çözdüğümüzde inşallah Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüz daha da hızlanacaktır. Maruz kaldığımız gizli-açık tüm sabotajlara rağmen süreçte 18'inci ayı geride bıraktık ve hamdolsun birçok kritik eşiği suhuletle aşmayı başardık. Komisyon raporunun onaylanmasıyla çok daha hassas yönetilmesi gereken bir kavşağa varılmış oldu. Komisyon raporunun ışığında siyasi partilerimizin de desteğiyle Cumhur İttifakı olarak bu kavşağı da kazasız-belasız geçelim arzusundayız. Süreçle ilgili son günlerde belli çevreler tarafından köpürtülmek istenen kuru gürültüye kulak asmadığımızı bugün bir kere daha vurguluyorum. Sürece dair karamsar senaryolar yazanlar, açık söylüyorum; gerçeklerle değil tamamen vehimleriyle hareket etmektedir. 23 Nisan resepsiyonunda da ifade ettiğim gibi olumlu bir atmosfer vardır, yapılması gerekenler bellidir, süreç olması gerektiği şekilde ilerlemektedir. Sorunun devamından çıkar sağlayanların ürettiği algıların hiçbiri bunu değiştirmeyecektir. Çünkü kardeşlerim; biz bu yola ittifak olarak Türkiye'nin önündeki en büyük engellerden birini kaldırmak için çıktık. Biz bu yola bölgemizde oynanan sinsi oyunları bozmak için çıktık. Biz bu yola kardeşliğimize saplanan hançeri söküp atmak için çıktık. Biz bu yola silahların tahakkümüne tamamen son vererek, sivil siyasetin demokratik kapasitesini daha da güçlendirmek için çıktık. Biz bu yola kendimiz için değil, Türkiye'nin aydınlık yarınları için çıktık. Bizim yaşadığımız acıları evlatlarımız yaşamasın, bizim ödediğimiz ağır bedelleri gelecek nesiller ödemesin diye biz bu yola revan olduk. İnşallah bu kutlu yolda menzile vasıl olana kadar sabırla, samimiyetle ve kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz. Birbirimize kulaklarımızla birlikte kalplerimizi de açtığımızda, inanıyorum ki bu yolculuk daha kolay, daha hızlı olacaktır."
'KUCAKLAYICI BİR ANLAYIŞLA HAREKET ETTİRMEYİ SÜRDÜRECEĞİZ'
Erdoğan, "Bölgemizin içinden geçtiği bu sancılı dönemde hiç şüphesiz sürece katkı veren herkes tarihe adını kaydettirecektir. Aynı şekilde süreci zorlaştıran, süreci yokuşa süren, tahrik eden, her türlü girişimde tarih karşısında sorumlu olacaktır. Herkesten bu sorumluluk duygusuyla hareket etmesini, sürecin yükünü artıracak söylem ve eylemlerden özenle kaçınmasını bekliyoruz. Cumhur İttifakı olarak bu ülkenin bagajlarından kurtulması için, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kuşatıcı, kucaklayıcı ve yapıcı bir anlayışla hareket etmeyi sürdüreceğiz" dedi.
Halkın kendilerinden hizmet, proje ve eser beklediğini belirterek, "Hiçbirimizin hangi sebeple olursa olsun milletin umutlarını boşa çıkarma lüksüne sahip olmadığını tekraren dile getirmek isterim. Eğer milletimiz bizi buraya kendisini temsil etmek üzere gönderdiyse, bu kutsal görevimizi bahane aramadan, engellere takılmadan, muhalefetin tuzaklarına düşmeden layıkıyla icra etmek zorundayız. Özellikle siyaseti engel çıkarmak olarak gören ana muhalefetin Meclis'i tıkamasına, yasama faaliyetlerini engellemesine müsaade edemeyiz. Biz bu yüce çatı altında seçim çevremizle birlikte hangi partiye gönül vermiş olursa olsun 86 milyonun tamamına hizmet etmek için varız. Sizlerin çalışması demek, Meclis'in çalışması demektir. Gerek komisyon gerekse Genel Kurul boyutuyla yüce Meclis'in yasama vazifesini tam ve eksiksiz bir şekilde yapmasını sağlamak iktidar partisi olarak bizim asli görevimizdir. Sizlerden bu vazifeyi partimize ve değerlerimize yakışır biçimde en güzel ve en verimli şekilde yerine getirmenizi bekliyorum" diye konuştu. (DHA)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terörsüz Türkiye süreci olması gerektiği şekilde ilerlemektedir
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terörsüz Türkiye süreci olması gerektiği şekilde ilerlemektedir
Aybala MELEK/ANKARA, (DHA)- CUMHURBAŞKANI ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Terörsüz Türkiye sürecinde olumlu bir atmosfer vardır, yapılması gerekenler bellidir, süreç olması gerektiği şekilde ilerlemektedir. Sorunun devamından çıkar sağlayanların ürettiği algıların hiçbiri bunu değiştirmeyecektir" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında konuştu. Erdoğan, Filistin'de uluslararası kuruluşların sessizliği altında yaşanan barbarlığa tepki göstererek, "Onca barbarlığa, onca zulme ve soykırıma rağmen; 'Susarsak eğer taşları sıkacağız, acıkırsak eğer toprakla doyacağız ama asla terk etmeyeceğiz. Kanımız masumdur ama onu dökmekten çekinmeyeceğiz. Mazimiz önümüzde uzanıyor. Yaşadığımız an içimizde, gelecek sırtımızda' diyerek topraklarına sahip çıkan Filistin'in yiğit evlatlarını bugün bir kez daha hürmetle selamlıyor, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak dualarımızla, desteklerimizle daima yanlarında olduğumuzu tekrar ifade ediyorum" dedi.
'KUT'ÜL AMARE ZAFERİ, BİR KAHRAMANLIK DESTANI'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kut'ül Amare'nin 110'uncu yıl dönümünde, Selman-ı Pak ve Kut çarpışmaları başta olmak üzere 1'inci Cihan Harbi'nin tüm cephelerinde kahramanca mücadele eden askerleri rahmetle yad etti. Erdoğan, "Aynı şekilde tarih boyunca İ'la-yı kelimetullah uğrunda feda-i can eyleyen aziz şehitlerimizi tazimle anıyor, Rabb'im cümlesinin ruhunu şad, mekanını inşallah cennet eylesin diyorum. Kut'ül Amare Zaferi, Çanakkale Zaferimizle milletimizin mücadele azminin yanı sıra ordumuzun kurmay zekasını ortaya koyan muhteşem bir askeri başarı hikayesi olarak ortaya çıkmıştır. Kut Zaferi ile Bağdat'ın işgali bir sene daha engellenmiş ve 1'inci Dünya Savaşı'nın bitirilmesi iki sene uzatılmıştır. Bu zaferde, başta General Townshend olmak üzere 5 general ve 476 subay ile toplam 13 bin 309 kişi esir alınmıştır. Zafer sonrasında gazilere hitap eden 6'ncı Ordu Komutanı Halil Kut Paşa bakınız askerlerini nasıl tebrik etmiştir: 'Aslanlarım, bugün şu kızgın toprağın güneşli semasında, şühedamızın ruhları şad-ü handan uçuşurken ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum'. 18'inci Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa ise muzaffer askerlerini kutlarken, onlara aynı zamanda şunları emrediyordu; '18'inci Kolordunun aslan yürekli erleri, Cenabıhakk'a secdeye kapanalım. Bu akşam şehitlerimize Fatihalar, Tebarekeler, Yasinler okunsun. Gaziler birbirine sarılsın, birbirini tebrik etsinler. Ben de bugünkü Kut'ül Amare Bayramı vesilesiyle sizin pak ve yüksek alınlarınızdan samimiyetle öpüyorum.' Kut'ül Amare Zaferi işte böyle karşılanmış, tarihimize şanla, şerefle yazılmış bir kahramanlık destanı olarak milli hafızamızda yerini almıştır" diye konuştu.
'KUT HALKI PEK ÇOK ŞEHİT VERMİŞTİR'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kut Zaferi'nin, belli kesimler tarafından şimdilerde tekrar köpürtülen 'Birinci Dünya Savaşı'nda Araplar bizi sırtımızdan hançerledi' yalanını deşifre eden en bariz örneklerden biri olduğunu söyleyerek, "Kut halkı, Osmanlı ordusunun bir parçası gibi hareket ederek, kuşatmaya destek olmuş hatta bu uğurda pek çok şehit vermiştir. Mesela köklü bir Arap ailesinin mensubu olan Uceymi Paşa muhasara altında kalan bir birliğimizi yanındaki adamlarıyla beraber kurtarmıştır. Arapların yanı sıra Kürdi, Berzenciye Seyyidleri, Niayn Seyyidleri, Talabani gibi Kürt aşiretleri de Osmanlı ordusunun yanında savaşmışlardır. Yine tarihçilerimize göre, ordumuza destek veren Arap aşiretlerinin içinde Şii olanlar da bulunuyordu. Zaferin bu yönü, bizim sık sık altını çizdiğimiz, Türk, Kürt, Arap ittifakının ne kadar stratejik önemde olduğunu bizlere yeniden hatırlatmaktadır. Sadece Kut'ül Amare'de değil, aynı uhuvvet tablosuna Çanakkale'de de şahit oluyoruz; Saraybosna'dan, Üsküp'ten, Bakü'den, Kudüs'ten, Bağdat'tan, Şam'dan, Halep'ten nice kardeşimiz Çanakkale'de ecdadımızla birlikte omuz omuza çarpışmış, şehit düşmüş, kara toprağı al kanlarıyla birlikte sulamışlardır. Çanakkale bizim cihanşümul kardeşliğimizin vücut bulduğu yer olmuştur. Aynı hakikat Kut'ül Amare için de geçerlidir. Orada da vahdet nifaka galip gelmiş, toplu vuran yürekleri hiçbir müstevli gücün sindiremeyeceği çok net görülmüştür" ifadelerini kullandı.
'KARDEŞLERİMİZLE ARAMIZA KİMSE GİREMEZ'
Erdoğan, bugün de kardeşi kardeşe kırdırarak coğrafyayı kana boğmaya çalışanlara karşı en sağlam direnç hatlarının, birbirine kenetlenmek olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:
"Kökenlerimiz farklı olabilir. Mezheplerimiz, meşreplerimiz, hayat tarzlarımız, düşünce dünyamız, siyasi görüşlerimiz farklı olabilir. Bunların hepsi bizi bölen, ayrıştıran, kutuplaştıran değil, beşeri ve fikri zenginliğimizi yansıtan müstesna değerlerdir. Özellikle bölgemizin içinden geçtiği şu sancılı dönemde köken, meşrep ve mezhep farklılıklarımızı bir yana bırakıp hep beraber vahdeti kuşanmak, kardeşliği yüceltmek mecburiyetindeyiz. Sadece kendi içimizde değil, sınırlarımızın ötesinde de kardeşliğin özellikle diliyle konuşmak, barış mesajlarımızı çok güçlü biçimde vermek durumundayız. Türkiye bunun mücadelesini yürütmektedir. Aynı şekilde biz tüm kadrolarımızla bunun mücadelesini yürütüyoruz. Türkiye'nin Kürt, Arap, Türkmen, Fars ayrımı yapmaksızın bölgedeki tüm kardeşleriyle kucaklaşması, ortak tarih ve ortak gelecek temelinde yeni bir güvenlik paradigması inşa etmeye çalışması tenkit edilecek değil; aksine takdir edilecek, desteklenecek, övülecek bir politikadır. Bölgemizde yeni ameliyatlar yapmak isteyenlerin oyunlarına gelmek hem tarihimize hem de istikbalimize yapılmış bir ihanet olacaktır. Hangi bahaneyle olursa olsun hiç kimse böyle bir vebali taşıyamaz. Artık şunu herkes bilsin ve anlasın, nasıl etle tırnak birbirinden ayrılmazsa bin yıldır aynı topraklarda beraber yaşadığımız kardeşlerimizle aramıza kimse giremez, bizi kimse ayıramaz, barış içinde geleceği kucaklamak varken bize kimse düşman olamaz. Bizim Çanakkale'de, Kut'ül Amare'de ve daha nice İslam beldesinde şehitlerimizin mübarek kanlarıyla yoğrulmuş, dostluğumuzu, kardeşliğimizi bozmaya kimsenin ama hiç kimsenin gücü yetmez. Bunun için kardeşliğimizi kundaklamak isteyenlere 'eyvallah' demeyeceğiz. Aramıza nifak sokmaya çalışanlara inat biz zafer marşlarımızı, kardeşlik türkülerimizle birlikte coşkuyla söylemeye devam edeceğiz."
Halil Kut Paşa ile 110 sene önce kazanılan Kut'ül Amare Zaferi'ndeki emeği geçen subayları, şehitleri ve gazileri anan Erdoğan, Kut'ül Amare Zaferi'nin 110'uncu yıl dönümünü de kutladı.
'500 BİN KONUT İÇİN 8 MİLYON VATANDAŞ BAŞVURU YAPTI'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti'nin kuruluşun 25'inci yıl dönümüne yaklaşılırken, ilk günkü aşkla, heyecanla millete hizmet ettiklerini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen hafta Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi'nde gerçekleştirilen 'Ev Sahibi Türkiye' kura çekim törenini hatırlatarak, önemli bir adım attıklarını söyledi. Erdoğan, 24 Ekim 2025'te 81 vilayete 500 bin sosyal konut kazandıracak ‘100 Yılın Konut Projesi’ni kamuoyu ile paylaştıklarını anımsattı. Vatandaşların bu konut projesine yoğun ilgi gösterdiğini ifade eden Erdoğan, 500 bin konut için yaklaşık 8 milyon kişinin başvuru yaptığını, vatandaşların itimadına layık olmak için kolları sıvadıklarını ve 29 Aralık 2025'te kura süreçlerini başlattıklarını, 4 ay gibi rekor sürede 81 ilde noter huzurunda şeffaf şekilde 500 bin hak sahibinin belirlendiğini anlattı.
'ÜLKEYİ KUTUPLAŞTIRAN POLEMİKLERLE İŞİMİZ OLMAZ'
Hedeflerinin, söz konusu evleri hızla inşa edip hak sahiplerine teslim etmek olduğunu söyleyen Erdoğan, "Sahada çok hızlı bir şekilde inşaat sürecine başlayacağız. İnşallah 2027 Mart ayından itibaren evlerimizin anahtarlarını peyderpey teslim edeceğiz. 7 bin 300 lira ila 11 bin lira arasında bir taksitle insanlarımızı yuva sahibi yapmanın bahtiyarlığını yaşayacağız. Projeyle ayrıca ilk kez İstanbul'da kiralık konut uygulamasını da hayata geçiriyoruz. İstanbul'umuza 100 bin sosyal konutun yanı sıra 15 bin kiralık konut inşa ediyoruz. Dar gelirli vatandaşlarımız çok uygun koşullarda TOKİ'den ev kiralayacak. Bu yaz kiralık konutların da anahtarlarını teslim etmeye başlıyoruz. Kurada ismi çıkan vatandaşlarımızın gözleri aydın olsun, diyorum, yeni yuvalarında inşallah güle güle otursunlar. Kurada ismi çıkmayan vatandaşlarımız da üzülmesinler. Biz sadece TOKİ vasıtasıyla 1 milyon 760 bin konut üretmiş bir iktidarız. Biz 455 bin konut ve iş yeri yaparak 6 Şubat asrın felaketinin izlerini 3 yıl gibi kısa sürede büyük oranda silmiş bir kadroyuz. Biz İstanbul'da 980 bin, ülke genelinde 2 milyon 262 bin bağımsız bölümü dönüştürmeyi başarmış bir hükümetiz. Bunları nasıl yaptıysak önce 500 bin konutu yapacağız, ardından da eserlerimize yenilerini ekleyeceğiz. Şunu tüm vatandaşlarımızın çok iyi bilmesini isterim; biz bu ülkeye, bu millete sevdalıyız. Unutmayın, ‘hizmet eden izzet bulur’ prensibi bizim siyasetteki pusulamızdır. Bizim gerilim siyasetiyle işimiz olmaz. Bizim ülkeyi kutuplaştıran polemiklerle işimiz olmaz. Bizim millete faydası olmayan sahte ve sanal tartışmalarla işimiz olmaz. Biz bunların hiçbirinde yokuz, olmadık ve olmayacağız. Bizi arayan açılışta bulur, şantiyede bulur, devasa yatırımların temelini atarken, bitmiş eserleri hizmete açarken buralarda bulur, iş ve icraat üretirken bulur. Bizi arayan, milletimizin gönül sarayının başköşesinde bulur" dedi.
'MİLLETİN GÖNLÜNE TEHDİTLE DEĞİL, ESERLE GİRİLİR'
Bugüne kadar gerçekleştirilen konut projelerinin ve muhalefetin tutumunun anlatıldığı videonun gösterilmesinin ardından konuşmasına devam eden Erdoğan, "İşte AK Parti'nin ve Cumhur İttifakı'nın vizyonu budur. İşte Türkiye'nin son 23 yılda şehircilikte ulaştığı seviye budur. Hepsinden önemlisi, siyasette itibar işte böyle kazanılır, işte böyle korunur. Milletin gönlüne lafla, polemikle, tehditle, şantajla değil; işte böyle eserle, hizmetle, yatırımla, icraatla girilir. Milletimiz bize inansın, milletimiz bize güvensin, biz bu güveni evelallah boşa çıkarmadık, çıkarmayız. Rabb'im ömür verdikçe milletimizin hayallerini gerçeklere dönüştürmeyi devam edecek, inşallah daha nice yıllar ülkemize hizmet bahtiyarlığına nail olacağız" diye konuştu.
'HUKUKSUZLUKLAR KARŞISINDA HAKKIMIZI HUKUKUN İÇİNDE ARADIK'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi siyasetlerinde şehircilikte olduğu gibi hayatın diğer kulvarlarında da 'çözümsüzlük çözümdür' anlayışına yer olmadığını vurgulayarak, şöyle dedi:
"23 yıldır büyük-küçük demeden milletimizin her türlü derdiyle ilgilendik, her sorununa çözüm yolları bulmaya çalıştık. Hak ve hürriyetlerin genişletilmesinden devlete çöreklenmiş oligarşik yapılarla mücadeleye, siyaset odaklarının geriletilmesinden milli iradenin güçlendirilmesine kadar her alanda Cumhuriyet tarihinin en büyük reformlarına imza attık, birçok alanda sessiz devrimler gerçekleştirdik. Ana muhalefet gibi lafa gelince basın özgürlüğünden dem vurup sırf yolsuzluklarını ifşa ediyorlar, diye kürsüden basına parmak sallayanlardan, basın mensuplarını küstahça tehdit edenlerden olmadık. Eleştirilere tahammül gösterdik, yapıcı önerilere kulak verdik. Hukuksuzluklar karşısında hakkımızı yine hukukun içinde aradık. Onu kapatacağız, şunun kapısına kilit vuracağız, hepinizden hesap soracağız gibi antidemokratik yollara asla tevessül etmedik. Burada yıllardır bizi basın özgürlüğü konusunda topa tutanların ikiyüzlü tavrına kısa bir parantez açmak istiyorum. Biz hafta sonu İstanbul'da 100 bin konutun kura çekim törenini yaparken, aynı saatlerde CHP Genel Başkanı, belediye başkanlarıyla toplantıdaydı. Toplantı sonrasında çıktı, yine ipe sapa gelmez bir sürü ithamda bulundu, son derece seviyesiz ifadelerle şahsımızı ve partimizi hedef aldı. İçinde zerre kadar vizyonun, projenin, nezaketin olmadığı, Türkiye'nin ana muhalefet partisine asla yakışmayan bir üsluba dinleyenler muhatap oldu. Bir defa şu derin çelişkiyi herkes görüyor: Yolsuzlukla yargılanan belediye başkanları karşısında kuzu kesilenler, bakıyorsunuz basın mensuplarına karşı aslan postuna bürünüyor, rüşvet pazarlığı yapanlara iki laf edemeyenler kürsüde önlerine gelene tehditler savuruyor. Yıllarca basın özgürlüğünden farklı seslere ve görüşlere saygılı olmaktan, eleştirilere kulak vermekten bahsettiler ama daha ortada hiçbir şey yokken onu, bunu tehdit etmeye başladılar. Bu mu sizin basın hürriyetinden anladığınız? Bu mu sizin özgürlük ve demokrasi anlayışınız? Bu mu sizin siyaset tarzınız?"
'ALIŞIK OLDUĞUNUZ ESKİ TÜRKİYE ARTIK YOK'
Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Kendini dev aynasında görenlere sadece şunu söylemek isterim; beyler, cirminiz kadar yer yakarsınız. Tehditle, şantajla, dozunu devamlı artırdığınız hakaret senfonileriyle bu ülkede kimseyi sindiremezsiniz. Kabul etseniz de etmeseniz de alışık olduğunuz eski Türkiye artık yok. Gazetelerin CHP'nin basın bülteni gibi çıktığı günler artık geride kaldı. Ekranların CHP ideolojisine tahsis edildiği günler artık geride kaldı. Aykırı sesleri susturduğunuz günler artık bu ülkede geride kaldı. Basının sizi eleştirmesine, etik ilkelere riayet ederek yolsuzluk iddialarını haberleştirmesine öyle veya böyle alışacaksınız. Yankı odalarınızın dışında farklı sesler duymaya alışacaksınız. Beytülmale el uzatmışsanız adalete hesap vermeye alışacaksınız. Türkiye uzun yıllar hasretini çektiği çok sesliliğe nihayet kavuşmuştur ve bundan geriye dönüş olmayacaktır. Her gün yeni bir skandal patlak veriyor. CHP yönetiminin aklına iddiaların üzerine gitmek değil, hemen basını susturmak geliyor. Beyefendilerin aklına para kuleleriyle, baklava kutularıyla mücadele değil, bunların üzerine giden kurumları tehdit etmek geliyor. Yolsuzluklardan arınalım, Gazi’nin partisini çıkar şebekelerinin oyuncağı olmaktan kurtaralım gibi ne bir düşünceleri ne de böyle bir niyetleri var. Sonra da utanmadan çıkıp ahlaki üstünlükten dem vuruyorlar. Yahu ortada ahlak mı bıraktınız ki bir de üstünlük olsun? Bunca kepazelikten sonra hiçbir şey olmamış gibi davranmanız sizin üstünlüğünüzden değil, yüzsüzlüğünüzden kaynaklanıyor. İnsan bir özeleştiri yapar, başkalarını suçlamadan önce kendisini bir hesaba çeker, yolsuzluk virüsü bünyeyi sarmadan insan bir müdahale eder. Hem bunları yapmayacaksın, bir de üstüne basını tehdit edeceksin. Ne diyelim, Cenabıallah bu milleti, bu ülkeyi CHP zihniyetinin eline düşürmesin."
'CHP'DEKİ BİZANS OYUNLARIYLA UĞRAŞAYACAK NE VAKTİMİZ NE NİYETİMİZ VAR'
Erdoğan, yoğun mesaileri arasında bunlara nefes ve vakit harcamayı tamamen israf olarak gördüklerini söyleyerek, "Bizim CHP'deki Bizans oyunlarıyla uğraşacak ne vaktimiz ne niyetimiz, doğrusunu söylemek gerekirse ne de bunlara ayıracak vaktimiz var, midemiz var. Biz tamamen işimize odaklanmış durumdayız. Bir taraftan 500 bin sosyal konutumuzun kurasını çekiyor, diğer taraftan ülkemizi küresel bir cazibe merkezi haline getirecek adımlar atıyoruz. Türkiye Yüzyılı'nda yatırımlar için Güçlü Merkez şiarıyla hazırladığımız kapsamlı çalışmayı inşallah yakında Meclisimizin takdirine sunacağız. Hedefimiz, istikrar adası vasfını son hadiselerle bir kez daha tescilleyen ülkemizi; üretim, ticaret, lojistik ve yatırım alanlarında küresel bir merkeze dönüştürmek, Türkiye'nin rekabet gücünü artırmaktır" dedi.
'SABOTAJLARA RAĞMEN KRİTİK EŞİĞİ AŞTIK'
Ekonomik şahlanışın bir diğer lokomotifinin 'Terörsüz Türkiye' süreci olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:
"Ülkemize maliyeti 2 trilyon doları aşan terör sorununu çözdüğümüzde inşallah Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüz daha da hızlanacaktır. Maruz kaldığımız gizli-açık tüm sabotajlara rağmen süreçte 18'inci ayı geride bıraktık ve hamdolsun birçok kritik eşiği suhuletle aşmayı başardık. Komisyon raporunun onaylanmasıyla çok daha hassas yönetilmesi gereken bir kavşağa varılmış oldu. Komisyon raporunun ışığında siyasi partilerimizin de desteğiyle Cumhur İttifakı olarak bu kavşağı da kazasız-belasız geçelim arzusundayız. Süreçle ilgili son günlerde belli çevreler tarafından köpürtülmek istenen kuru gürültüye kulak asmadığımızı bugün bir kere daha vurguluyorum. Sürece dair karamsar senaryolar yazanlar, açık söylüyorum; gerçeklerle değil tamamen vehimleriyle hareket etmektedir. 23 Nisan resepsiyonunda da ifade ettiğim gibi olumlu bir atmosfer vardır, yapılması gerekenler bellidir, süreç olması gerektiği şekilde ilerlemektedir. Sorunun devamından çıkar sağlayanların ürettiği algıların hiçbiri bunu değiştirmeyecektir. Çünkü kardeşlerim; biz bu yola ittifak olarak Türkiye'nin önündeki en büyük engellerden birini kaldırmak için çıktık. Biz bu yola bölgemizde oynanan sinsi oyunları bozmak için çıktık. Biz bu yola kardeşliğimize saplanan hançeri söküp atmak için çıktık. Biz bu yola silahların tahakkümüne tamamen son vererek, sivil siyasetin demokratik kapasitesini daha da güçlendirmek için çıktık. Biz bu yola kendimiz için değil, Türkiye'nin aydınlık yarınları için çıktık. Bizim yaşadığımız acıları evlatlarımız yaşamasın, bizim ödediğimiz ağır bedelleri gelecek nesiller ödemesin diye biz bu yola revan olduk. İnşallah bu kutlu yolda menzile vasıl olana kadar sabırla, samimiyetle ve kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz. Birbirimize kulaklarımızla birlikte kalplerimizi de açtığımızda, inanıyorum ki bu yolculuk daha kolay, daha hızlı olacaktır."
'KUCAKLAYICI BİR ANLAYIŞLA HAREKET ETTİRMEYİ SÜRDÜRECEĞİZ'
Erdoğan, "Bölgemizin içinden geçtiği bu sancılı dönemde hiç şüphesiz sürece katkı veren herkes tarihe adını kaydettirecektir. Aynı şekilde süreci zorlaştıran, süreci yokuşa süren, tahrik eden, her türlü girişimde tarih karşısında sorumlu olacaktır. Herkesten bu sorumluluk duygusuyla hareket etmesini, sürecin yükünü artıracak söylem ve eylemlerden özenle kaçınmasını bekliyoruz. Cumhur İttifakı olarak bu ülkenin bagajlarından kurtulması için, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kuşatıcı, kucaklayıcı ve yapıcı bir anlayışla hareket etmeyi sürdüreceğiz" dedi.
'ANA MUHALEFETİN MECLİSİ TIKAMASINA MÜSAADE EDEMEYİZ'
Halkın kendilerinden hizmet, proje ve eser beklediğini belirterek, "Hiçbirimizin hangi sebeple olursa olsun milletin umutlarını boşa çıkarma lüksüne sahip olmadığını tekraren dile getirmek isterim. Eğer milletimiz bizi buraya kendisini temsil etmek üzere gönderdiyse, bu kutsal görevimizi bahane aramadan, engellere takılmadan, muhalefetin tuzaklarına düşmeden layıkıyla icra etmek zorundayız. Özellikle siyaseti engel çıkarmak olarak gören ana muhalefetin Meclis'i tıkamasına, yasama faaliyetlerini engellemesine müsaade edemeyiz. Biz bu yüce çatı altında seçim çevremizle birlikte hangi partiye gönül vermiş olursa olsun 86 milyonun tamamına hizmet etmek için varız. Sizlerin çalışması demek, Meclis'in çalışması demektir. Gerek komisyon gerekse Genel Kurul boyutuyla yüce Meclis'in yasama vazifesini tam ve eksiksiz bir şekilde yapmasını sağlamak iktidar partisi olarak bizim asli görevimizdir. Sizlerden bu vazifeyi partimize ve değerlerimize yakışır biçimde en güzel ve en verimli şekilde yerine getirmenizi bekliyorum" diye konuştu. (DHA)
Kaynak: DHA
En Çok Okunan Haberler