Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

İstanbul - İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Yentür: Dünya açık hava dersliğine dönüşmüştür

İstanbul - İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Yentür: Dünya açık hava dersliğine dönüşmüştür

Haber Giriş Tarihi: 28.04.2026 16:30
Haber Güncellenme Tarihi: 28.04.2026 16:30
Kaynak: DHA
İstanbul - İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Yentür: Dünya açık hava dersliğine dönüşmüştür

İSTANBUL, (DHA)- İSTANBUL İl Milli Eğitim Müdürü Doç. Dr. Murat Mücahit Yentür, “Eğitim, kişinin kendi yaşantısı yoluyla kasıtlı ve istendik davranış değiştirme sürecinin adıdır. Öğretmenlerin dokunduğu öğretiyi; sokakları kirletmeme, trafik kültürü gibi konularda babası tarafından, annesi tarafından uygulanma oranlarının çocuğun davranışsal etkisinde daha fazla olduğunu, sözden daha etkili olduğunu söylüyoruz. Bu vesileyle artık günümüz dünyası şunu göstermiştir ki dünya açık hava dersliğine dönüşmüştür. Bu dersliğin dışında da eskiden camdan söylenen lafların artık camdaki, ekrandaki yansımasının çocuğun, bireyin ruh ve gönül dünyasına ne kadar etkili olduğuna şahitlik ediyoruz” dedi.

Bahçeşehir Koleji, erken çocukluk döneminde aile ve okul iş birliğinin önemine dikkat çekmek amacıyla ‘Erken Çocuklukta Aile, Okul ve Değerler Sempozyumu düzenledi. BAU Güney Kampüs Konferans Salonu’nda düzenlenen sempozyumda, alanında uzman isimler bir araya geldi.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin, Erdem-Değer-Eylem yaklaşımı doğrultusunda gerçekleştirilen sempozyumda, erken çocukluk döneminde okul-aile iş birliğinin rolü ele alındı. Program kapsamında yöneticiler ve öğretmenlere yönelik uygulamaya dönük perspektifler sunuldu. Programa, Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu Üyesi İbrahim Taşel, Milli Eğitim Bakanlığı İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Doç. Dr. Murat Mücahit Yentür, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Fethullah Güner, Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Enver Yücel, Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu, Bahçeşehir Koleji İcra Kurulu Başkanı Hüseyin Yücel ve Bahçeşehir Koleji Genel Müdürü Dr. Özlem Koç katıldı.

TAŞEL: ERKEN ÇOCUKLUK EĞİTİMİ EĞİTİMİN TEMELİDİR

Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu Üyesi İbrahim Taşel, “Sıklıkla ifade edilen ve benim de çok sevdiğim bir söz vardır; 'insanın ana vatanı çocukluğudur' ve hemen ardından şu ifade gelir; 'bir insanın ulaşabileceği en yüksek mertebe iyi bir insan olmaktır' O halde bizim çocukluk döneminde çocuklarımıza kazandırmamız gereken en temel unsur, onları iyi bir insan olarak yetiştirmektir. Aksi takdirde yalnızca akademik bilgiyle donatılan bireyler, topluma da kendilerine de zarar verebilir. Elazığ’da kullanılan bir tabir vardır; 'delinin eline değnek vermek' Yani iyi yetiştirilmemiş bir çocuğa verilen bilgi, onu topluma zararlı hale getirebilir. Örneğin çok iyi bir kimyager yetiştirdiğinizi düşünürsünüz ama o bilgi kötüye kullanılabilir. Bu nedenle erken çocukluk eğitimi, eğitimin temelidir. Temel sağlam olmazsa üzerine kurulan yapı da sağlıklı olmaz” dedi.

‘OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN ZORUNLU HALE GELMESİ İÇİN ÇALIŞMALAR YAPTIK’

“Dünyanın en zor işi fizik, kimya, biyoloji öğretmek değildir” diyen Taşel, “En zor olan, çocuklara doğru zamanda ve doğru şekilde etik değerleri kazandırmaktır. Bu nedenle okul öncesi eğitim son derece önemlidir. Yıllardır bu konuyu tartışıyoruz. Okul öncesi eğitimin zorunlu hale gelmesi yönünde çalışmalar yaptık ve hala bu mücadelenin içindeyiz. Bugün geldiğimiz noktada önemli bir mesafe kat edildiğini görüyoruz. Türkiye’de bu eğitimin dışında kalan öğrenci oranı yaklaşık yüzde 15 civarında. Hedefimiz bunu yüzde 100’e yaklaştırmak. Ancak şunu da unutmamak gerekir: İyi insan yetiştirmek yalnızca okulun sorumluluğunda değildir. Okul, aile ve toplumun tüm kesimleri birlikte hareket etmeden bu hedefe ulaşamayız. Bu noktada rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Bugün resmi okullarda yaklaşık 450 öğrenciye bir rehber öğretmen düşüyor. Bu sayının çok daha aşağıya çekilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Taşel, “Ayrıca ana okullaşma oranının artırılması, eğitimin doğru kişiler ve doğru yöntemlerle verilmesi büyük önem taşıyor. Değerler eğitimi konusuna da değinmek istiyorum. Değerler denildiğinde bunun yanlış anlaşılabildiğini görüyoruz. Burada kastettiğimiz, herhangi bir inancı empoze etmek değildir. Bizim bahsettiğimiz; doğruluk, dürüstlük, adalet, hoşgörü, empati, öfke kontrolü gibi evrensel etik değerlerdir. Toplum olarak sözüne güvenilen, hakkaniyetli, adil ve hoşgörülü bireyler yetiştirmek istiyoruz. Değerler eğitiminden kastımız tam olarak budur. Bu sürecin doğru anlatılması ve doğru anlaşılması son derece önemlidir” dedi.

YENTÜR: EĞİTİMİN YÜZLERCE TANIMI VAR

Eğitimin yüzlerce tanımı olduğunu belirten Milli Eğitim Bakanlığı İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Doç. Dr. Murat Mücahit Yentür ise "Eğitim, kişinin kendi yaşantısı yoluyla kasıtlı ve istendik davranış değiştirme sürecinin adıdır. Belki bugüne kadar eğitimle ilgili sözlerin büyük bir kısmı söylendi. Konuşmalar ve metinler çok güzel. Akademik literatür de çok anlamlı. Ama ve lakin günümüz dünyasına baktığımız zaman bu akademik metinlerin, söylemlerin çıktısı olarak memnun olduğumuz bir şey de değiliz. Demek ki orada büyük bir yanlışlık var. Çünkü belki akademik metinlerden ziyade Anadolu kültüründen ve hikmetinden çıkan sözlerin eğitim felsefesi üzerine bizim daha fazla düşünmemiz gerekiyor. “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz.” Bu sözü çok önemli ve anlamlı buluyorum. Bugünün dünyasıyla eğitim metinlerini karşılaştırdığımız zaman; çocuklara adalet, eşitlik ve hakkaniyet kavramını öğretmeye çalışırken, Avrupa Birliği İnsan Hakları Sözleşmesi’nden Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları’na kadar uluslararası birçok hukuk metninin çocuklarla ilgili hiçbir anlam ifade etmediğini, güçlü olanın haklı olduğunu ve güçlü olanın her türlü şeyi ezebildiğini gösterdiğimiz zaman, söylediklerimizin anlamlı bir karşılık ve davranışsal sonucu olmadığına maalesef şahitlik ediyoruz” diye konuştu.

‘DÜNYA AÇIK HAVA DERSLİĞİNE DÖNÜŞTÜ’

Doç. Dr. Yentür, “Öğretmenlerin dokunduğu öğretiyi; sokakları kirletmeme, trafik kültürü gibi konularda babası tarafından, annesi tarafından uygulanma oranlarının çocuğun davranışsal etkisinde daha fazla olduğunu, sözden daha etkili olduğunu söylüyoruz. Bu vesileyle artık günümüz dünyası şunu göstermiştir ki dünya açık hava dersliğine dönüşmüştür. Bu dersliğin dışında da eskiden camdan söylenen lafların artık camdaki, ekrandaki yansımasının çocuğun, bireyin ruh ve gönül dünyasına ne kadar etkili olduğuna şahitlik ediyoruz. O yüzden günümüz dünyasıyla format atmak ve sürüm kavramını biz’ eğitimciler olarak, anne babalar olarak, toplumun önündeki sorumlu politika üreticileri olarak kendimize uygulamamız gerektiğini; toplu eğitim olarak dünyanın bu işe el atmasının çok elzem bir konu olduğunu düşünüyoruz. Çünkü şüphe yoktur ki alemde insandan daha kıymetli bir varlık yok. Alemin özü olan Adem ve insan var; insanı insan yapan değerler var” ifadelerini kullandı.

Bu değerlerin bugüne kadar materyalist ve pozitivist felsefeler tarafından hep inkar edildiğini belirten Doç. Dr. Yentür, “Hep fayda ve analiz üzerine kurulan bir sistemden bugün insanlığın geldiği bir krizle karşı karşıyayız. Medeniyetler çatışması tezini birebir bugün yaşanmışlığını maalesef hissediyoruz. Çok acı bir şekilde Kahramanmaraş’ta ve Şanlıurfa’da yaşanan olaylarla da aslında bu toplumda hiç alışık olmadığımız, kabul edemeyeceğimiz, “Bizde olmaz” dediğimiz şeylerin, kullandığımız zaman sosyolojik olarak bunun yansımasının da doğal olarak kaçınılmaz olduğunu maalesef hissediyoruz. Bu noktada bu çalışmaları çok kıymetli buluyoruz. Sayın Bakanımız Yusuf Tekin’in önderliğinde ortaya koyulan maarif modelinin Türkiye tarafından, akademisyenler tarafından ve paydaşlar tarafından çok daha iyi analiz edilmesi gerektiğini; çocuğun ruh ve gönül dünyasını ihmal etmeden aklıselim, kalbiselim ve zevkiselimle, akılla kalbin buluştuğu, gönülle hikmete eriştiği bir anlayışın tüm insanlığın ortak değeri olduğunu düşünüyoruz” diye konuştu.

Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Fethullah Güner de “Çocuğa erken yaşta değer yükleyeceğiz ama bu değer sistemini yeni kuşaklara aktarırken bunu nasıl yapacağız? Hangimiz ebeveynleri tarafından 3 aylıkken, 5 aylıkken “hadi gel oturalım sana Türkçe öğreteceğim” diye bir olaya muhatap olduk? Hiçbirimize annelerimiz, babalarımız gelip sana Türkçe öğreteceğim demedi. Biz aslında yaşayan bir süreç içerisinde kavramsal becerilerimizi geliştirmeye başladık. Belki taklit yaptık. Dolayısıyla değerlerin öğretim süreci de “gelin ben sana değer öğreteceğim” demekle olmuyor. Değer öğretilecekse bunun en güzel yolu bireylerin rol model olması. Kur’an-ı Kerim’de de Yüce Allah “yapmadığınız şeyleri niye söylüyorsunuz” diyor. Aslında rol model olamıyorsanız, örnek olamıyorsanız bunu niye söylüyorsunuz demiş oluyor. Dolayısıyla bizim ebeveynler olarak, eğitimciler olarak topluma birey kazandırırken yapacağımız en önemli iş; kendi değer sistematiğimizin meşrulaştığı bireyler olarak örnek olabilmemiz. Eğer bunu yapamıyorsak, toplumda bireylere sözlü olarak değer yükleyebilmemiz, değerleri anlatabilmemiz çok mümkün olmayacak. Bu nedenle aileden ve eğitim kurumlarından, öğretmenlerimizden, anne babalardan farkındalığı artırarak rol model olma noktasındaki gayretimizi artırmamız gerekiyor” dedi.

YÜCEL: BİR ÇOCUĞUN DÜNYAYA BAKIŞI OKUL YILLARINDA GELİŞMEYE BAŞLAR

Erken çocukluk döneminin, insan hayatındaki en saf, en şekillendirilebilir ve en kritik dönem olduğunu aktaran Bahçeşehir Koleji İcra Kurulu Başkanı Hüseyin Yücel ise bu dönemin sadece bilgi değil değerlerin ve ahlakın da inşa edildiği bir zaman dilimi olduğunu söyledi. Yücel, “Bir çocuğun dünyaya bakışı, doğruyu ve yanlışı ayırt edişi, adalet duygusu, merhameti, empatisi hep bu yıllarda şekillenmeye başlar. Bizler biliyoruz ki bir çocuğa matematik öğretmek mümkündür. Bir çocuğa yabancı dil öğretmek de mümkündür. Ama bir çocuğa dürüstlüğü, merhameti, adaleti ve sorumluluğu kazandırmak; işte bu sadece eğitimle değil, hissederek, örnek olarak ve yaşayarak mümkündür. Tam da bu yüzden burada bugün konuşacağımız üç temel kavram hayati önem taşımaktadır: Aile, okul ve değerler. Aile, çocuğun ilk aynasıdır. Okul, bu aynayı şekillendiren en güçlü kurumdur. Değerler ise o aynada görünen insanın karakteridir. Eğer bu üç yapı arasında güçlü bir uyum varsa, çocuk yalnızca başarılı değil, aynı zamanda sağlam karakterli bir birey olarak yetişir ve hayata atılır” ifadelerini kullandı.

KOÇ: KARAKTERİN ŞEKİLLENDİĞİ YER OKUL İKLİMİDİR

Bahçeşehir Koleji Genel Müdürü Dr. Özlem Koç da “Erken çocukluk; bir çocuğun kendisini, başkalarını ve içinde yaşadığı dünyayı tanımaya, anlamlandırmaya başladığı; duygu, düşünce, davranış ve ilişki örüntülerinin şekillendiği çok temel bir gelişim dönemidir. Ancak bu kadar temel bir gelişim dönemi olmakla birlikte, biz eğitimciler için çok daha fazlasını ifade etmektedir. Çünkü köklerimizden aldığımız mirası geleceğimizle buluşturduğumuz, geleceğimizi aydınlatacak ilk adımı attığımız yerdir. Karakterin şekillendiği yer ise okul iklimidir. Bu nedenle aile-okul paydaşlığı bir çocuğun hayatı için son derece kritik ve hayati öneme sahiptir. Aile, hepimiz için olduğu gibi çocuklarımız için de ilk öğretmendir, değerlerin ilk taşıyıcısıdır. Bu süreçte ailede oluşan temelin üzerine inşa eden, bu temeli şekillendiren, güçlendiren ve derinleştiren ise okuldur. Bugün aramızda birçok öğretmenimiz, akademisyenimiz ve eğitim yöneticimiz bulunuyor. Bu sürecin merkezinde yer alan, tüm bu paydaşları bir araya getiren ve anlamlı bir bütünlük sağlayan en önemli aktör ise öğretmenlerdir. Öğretmenlik mesleği, sadece bilgi aktarımından ibaret değildir. Öğretmenlik; bir çocuğu milli, manevi ve evrensel değerlerle bir bütün olarak hayata hazırlayan, erdemi karaktere ve davranışa dönüştürmede rehberlik eden bir meslektir. Bahçeşehir Koleji olarak bizler eğitim-öğretim süreçlerimizi bu anlayışla yürütüyoruz” dedi.

HATİPOĞLU: ERKEN ÇOCUKLUK DÖNEMİ EN KRİTİK EVRE

Erken çocukluk döneminin çocukların en kritik evre olduğunu söyleyen Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu ise “Çünkü her biri karakterinin ve değer dünyasının şekillendiği bir süreçten geçmektedir. Bu süreçte çocuğun hayatında iki temel rehber bulunuyor. Bunlardan bir tanesi aileleri, bir tanesi eğitim kurumu. Hepimiz tanıyoruz bunu, hayatımızda deneyimledik. Eğitimcilerimizle ailelerimizin aynı duygu ve düşüncede buluşması, aynı hedefe yönelmesi büyük önem taşımaktadır. Okul-aile iş birliği ne kadar güçlü kurulursa ve çocuklarımız açısından ne kadar büyük bir iletişim sağlarsa, o kadar ciddi temellere oturduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

Sempozyumda, 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Bayram Özer, 'Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Erdem-Değer-Eylem Çerçevesi ve Aile' konusunda sunum yaptı. Ardından gerçekleşen moderatörlüğünü Bahçeşehir Koleji Genel Müdür Yardımcısı Nil Çiçek’in yaptığı panelde ise 'Erken çocuklukta Aile, Okul ve Değerler' başlığı altında İstanbul Aydın Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Belma Tuğrul, Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Gülden Uyanık, BAU Sosyoloji bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Nilüfer Narlı, Psikolog Dr. Nilüfer Devecigil konuşma yaptı.

Kaynak: DHA

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.