
Hasan YILDIRIM/İSTANBUL,(DHA) MİLLİ Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Uluslararası Vuslat Platformu tarafından düzenlenen ‘Ufuktaki Yeni Türkiye İstanbul Buluşmaları' na katıldı. Bakan Tekin "Çocuklarımızı yetiştirirken vatandaşın bizden beklediği şey; millet olma şuurumuzu, millet olma bilincimizi çocuklara çocuklarımıza kazandırmalıyız. Bunu kazandırmanın yolu belli. 2000’li yıllar öncesindeki Türkiye’nin yaşadığı o ayrıştırıcı, ötekileştirici dili ortadan kaldırmamız lazım. Bizi bir arada tutan değerleri ön plana çıkarmamız lazım" dedi.
Uluslararası Vuslat Platformu tarafından Şişli Taşyapı Etkinlik alanında ‘Ufuktaki Yeni Türkiye İstanbul Buluşmaları' adlı söyleşi düzenlendi. Söyleşiye Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, Müstafi Tümamiral Cihat Yaycı, bazı STK temsilcileriyle birlikte çok sayıda davetli katıldı.
Burada konuşan Bakan Tekin "Dönemin başbakanı sayın Bülent Ecevit bir proje başlatıyor. Cumhuriyet’in 100. Yılına mektuplar. Cumhuriyetinin 100. Yılı yakalıyor. Herkes kendi pozisyonuna göre Cumhuriyet’in 100. yılında nasıl bir Türkiye hayal ediyorsa onu resmetsin. Mektuba yazsın. PTT‘de bunları saklasın. 29 Ekim 2023’de de muhataplarına versin. 2023 29 Ekiminde eğitimle ilgili yazılan mektupları PTT bana teslim etti. 2001 ve 2002 yılında Türkiye’nin eğitim öğretimde bulunduğu noktayla ilgili yapılan eleştiriler söylenen sözler çabuk unuttuğumuz için hatırlatmak istiyorum. Mesela bir öğretmenimiz mektup yazmış. Cumhuriyet‘in 100. yılında Milli Eğitim Bakanı‘na. Diyor ki inşallah Cumhuriyet’in 100. yılında okullarımızda 45- 50 kişilik sınıflarda ders anlatabilirim. Ne demek bu? Yani öğretmenimiz kaç kişilik sınıfta ders anlatıyorsa artık. Bir başka öğretmenimiz diyor ki inşallah Cumhuriyet’imizin 100. yılında çocuklarımız tuvalet ihtiyaçlarını gidermek için okul dışına çıkmazlar. Okulun içerisinde yani içinde tuvaletlerin olduğu bir okulumuz olur. Ve ya diyor ki mesela inşallah Cumhuriyet’in 100. yılında koridorlarında farelerin cirit atmadığı bir okulda öğretmenlik yapabilirim" dedi.
'850 BİN ÖĞRETMEN ATAMASI YAPTIK'
Bakan Tekin "Şimdi değerli arkadaşlar 2002 yılında yaklaşık 350 bin civarında dersliğimiz varmış, sınıfımız varmış. Yani 2002’den önceki sınıflarınızın dersliklerimizin yarısı deprem kullanım ömrünü tamamlaması ve benzeri sebeplerle şu anda yok. 2002’den önce yaklaşık 150 bin civarında sınıfımız var. Peki şu an Türkiye’de kaç derslik var? Kaç sınıfımız var? 750 bin. Yani 2002’den önce 150 bin dersliğimiz elimizde. O gün 350 bin derslik sınıfımız varken bugün 750 bin derslik yapmışız. Bu bizi nereye taşınmış? Bu işte bizi öğretmenimizin şikayet ettiği 45 -50 kişilik sınıflarda inşallah ders anlatabilirim dediği Türkiye’ye çok daha ileri bir noktaya taşımız durumdayız. Şuan derslik başına yani bir sınıfta sınıf başına düşen öğrenci sayısı kademeler arasında 20’li rakamlarda. Aynı şey öğretmen başına düşen öğrenci sayısı itibarıyla yaklaşık 850 bine yakın öğretmen ataması yaptık. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı itibari ile de 14-15’li rakamlara ulaştık. Bu rakamlar uluslararası göstergelerin üstünde" dedi.
'VESAYETİ BİTİRMEMİZ LAZIM'
2013 yılında ben Milli Eğitim Bakanlığı‘nda müsteşar olarak Sayın Cumhurbaşkanımız uygun buldu ve görevlendirdi. Orada müsteşarlığa başladım. Gezi olaylarının başladığı hafta ve orada çalışmaya başladıktan sonra cumhurbaşkanımıza da bir analiz yaptım. Siz bir şeyler yapıyorsunuz. Demokratik siyaset vesayet kabul etmez. Vesayeti sonlandırmak gerekiyor. Vesayet nedir? Seçilmişlerin üzerinde seçilmişlerin halka seçim esnasında vaat ettiği şeyleri yapmasını engelleyen kişisel ihtirasları, siyasi çıkarları, ekonomik çıkarları için engelleyen yapılar. Ben dedim ki sayın başkanım şimdi bunları yapıyorsunuz. Mesela siz diyorsunuz ki bedava kitap dağıtıyoruz. Ama saha öyle demiyor. Niye? Çünkü sahada sizin politikalarınızın üzerinde vesayet uğrayan bir yapı var. Siz kitapları bedava dağıtıyoruz diyorsunuz ama vatandaş parayla kitap satın alıyor. Niye? Çünkü birileri çıkmış diyor ki milli eğitimin kitapları bir işe yaramaz. Kapağını bile açmayın. Onun yerine biz size kitap satacağız. Bizim o tarihteki rakamlarımızla bütün öğrencilerimize yani 16 milyon civarında öğrenci o tarihte bedava ders kitabı için ayırdığınız bütçenin yaklaşık üç katı kadar sadece FETÖ yayınevlerinin Kültür Bakanlığı'ndan satın aldığı bandrol vardı o zaman. Şimdi tablo böyleyken orada 16 milyon öğrenciye yaklaşık 150 milyon civarında kitap dağıtırken harcadığın bütçenin üç katı büyüklüğünde bir pastayı yiyen birileri o pastayı yemeği yemekten vazgeçerler mi? Vazgeçmemek için ne söyleyecekler? Milli Eğitimin kitaplarından bir şey olmaz. Bu siyaset açısından baktığınızda da demokratik siyasetin üzerinde vesayettir. Ya da siz diyorsunuz ki biz eğitimi ücretsiz veriyoruz ama birileri çıkıyor diyor ki milli eğitimdeki dersler yetersiz. Siz gelin milli eğitimin öğretmenleri beceremiyor bu işi şu karşı binada merdivenin altında iki tane kim olduğunu bilmediğimiz birileri var. Onlar size üç ay kurs verecekler. Ondan sonra siz istediğiniz yeri kazanacaksınız. Bunlar arkadaşlar demokratik siyasetin üzerinde, eğitim politikaları üzerinde vesayet uygulayan yapılar. Siz bütün bu altyapıyı düzeltseniz de çözseniz de vesayeti sonlandırmadığınız zaman politikalarınızın başarılı olma şansı yok. O zaman vesayeti bitirmeniz gerekiyor bir yerde" şeklinde konuştu.
'İHTİYACIMIZ OLAN ŞEY MİLLET OLARAK BİRBİRİMİZE SIMSIKI KENETLENMEK'
Bakan Tekin "Bizim şu anda ihtiyacımız olan en temel şey millet olarak birbirimize sımsıkı kenetlediğimiz bir yapıyı inşa edebilmek. Milli Eğitim Bakanlığı'nın ana görevlerinin bir tanesi bu. Ben diyorum ki bizim şu anda biraz önce saydığım şeylere ilave olarak yani fiziki altyapı, teknolojik altyapı, bilimsel yenilikler, metodolojik yenilikler, pedagojik gelişmeler. Bunların hepsi tamam. Yapacağız ama çocuklarımızı yetiştirirken vatandaşın bizden beklediği şey millet olma şuurumuzu, millet olma bilincimizi çocuklara çocuklarımıza kazandırmalıyız. Bunu kazandırmanın yolu belli 2000’li yıllar öncesindeki Türkiye’nin yaşadığı o ayrıştırıcı, ötekileştirici dili ortadan kaldırmamız lazım. Bizi bir arada tutan değerleri ön plana çıkarmamız lazım" dedi. (DHA)