
Behçet DALMAZ-Gülay KUYUCU-Orhan AŞAN/VAN, (DHA)- TİCARET Bakanı Ömer Bolat, 2026 Mart ayında mal ihracatının 21 milyar 900 milyon dolar olduğunu belirterek, "Bu geçen yılın mart ayına kıyasla yaklaşık 1,5 milyar dolarlık bir azalışa tekabül etti, yüzde 6,4. Ancak burada hem savaş şartlarının olumsuz etkisi var hem de uzun bayram tatili ve takvim etkisinin de olumsuz etkisi oldu” dedi.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Van'a geldi. Ferit Melen Havalimanı'nda Van Valisi Ozan Balcı, Van milletvekilleri Burhan Kayatürk, Kayhan Türkmenoğlu ve protokol üyeleri tarafından karşılanan Bakan Bolat, ilk ziyaretini Van Valiliği'ne yaptı. Valilik şeref defterini imzaladıktan sonra basına kapalı Vali Balcı ile görüşme gerçekleştiren Bakan Bolat, daha sonra Türkiye'nin 2026 yılı Mart ayına ilişkin dış ticaret verilerinin açıklanacağı, Van Ticaret ve Sanayi Odası'nda düzenlenen törene katıldı.
Bakan Bolat, “Dünya, Covid-19 krizinden bu yana gerçekten taşların yerinde oturmadığı, fiyatlarının sürekli büyük sarsıntılar geçirdiği bir dönemi geçiriyor. Sağlık krizlerinden sıcak savaşlara, ticaret savaşlarından enerji krizlerine, gıda krizlerine varıncaya kadar ve bir de son 5 yılın en önemli ekonomik olumsuzluk etkisi olan yüksek enflasyonda dünyanın gerçekten başındaki en büyük sıkıntılardan birisi. Ekonomiler devam etmek zorunda. İnsanlar yiyip içmek, hayatını idame ettirmek durumundalar ve üretim çarkları çalışmak durumunda. İhracat da bu ekonomik dinamizmin en önemli unsurlarından birisi. Hem ithalat hem ihracat ve biz de Ticaret Bakanlığı olarak her vesile ile İhracatımızı arttırmaya, ithalatımızı makul düzeylerde tutmaya gayret ediyoruz. Bu sadece bizim kendi çabalarımızla olabilecek bir durum değil. İşte yanı başımızdaki sıcak savaşlar, enerji savaşları, ticaret savaşları bütün bu gelişmeleri olumsuz etkilemekte. Dünya Ticaret Örgütü, dünya ticaretinin patronu konumunda" dedi.
'DÜNYA PETROLÜNÜN YÜZDE 20'Sİ HÜRMÜZ'DEN GEÇİYOR'
Bakan Bolat, mart ayındaki 2026 raporuna göre; geçen yıl 2025'te yüzde 4,6 oranında artan küresel ticaret hacminin bu yıl yüzde 1,9'a gerilemesinin tahmin edildiğini belirterek, "35 gününü dolduran ABD-İsrail'in İran'a yönelik açtığı savaş; İran'ın direnişi ve mukabelesi, Körfez ülkelerine yönelik saldırıları, bu durumu daha da zorlaştırmakta ve OECD'nin Mart raporuna göre 2025 yılında yüzde 3,3 büyüyen dünya ekonomisi, bu yıl için yüzde 2,9 büyüyebilecek tahmini yapılmakta. Savaşı asla istemeyen bir ülkeyiz, milletiz. Barışın sağlanması konusunda her cephede sayın Cumhurbaşkanımızın başkanlığında büyük bir çaba var. Rusya-Ukrayna arasında, Azerbaycan-Ermenistan arasında, Balkanlarda, Sırbistan'da ve güneyimizde barışın olması için Irak'ta, Suriye'de büyük çabalarımız oldu. Filistin'de, Gazze'deki soykırımın durdurulması için İsrail'in nezdinde çok büyük baskılar yaptık ve bu anlamda ticareti 2 yıldan bu yana durdurduk. Bu 35 gündür devam eden Körfez Savaşı'nda, Hürmüz Boğazı dar bir boğaz. Ama dünya petrolünün ve dünya doğal gazının yüzde 20'si buradan geçiyor. Gübrede de yüzde 30'a yakın bir geçiş yolu olan bir yer. Savaşın başından bu yana, Hürmüz Boğazı'nın kapatılması başta enerji ürünleri ve petrokimya ürünleri olmak üzere çok ciddi olumsuz etkiler meydana getirdi. Dünyanın her tarafında da bölgemizde de özellikle enflasyonu arttırıcı etkiler, ithalat değerlerinin arttığı etkiler ve tabii bölge ülkeleri; bizim dostlarımız, kardeşlerimiz, komşularımız Körfez ülkelerine yönelik bizim de ihracatımızda yüzde 40'lık bir ay boyunca bir azalış gerçekleşti. Hükümetimiz, bu olumsuz etkileri bertaraf etmek üzere yoğun bir çaba içinde. Allah'a şükür enerji, doğal gaz, petrol, madeni yağlar, gübre ve petrokimya ürünleri noktasında arz sorunumuz yok. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızın kaynak çeşitlendirme politikaları sayesinde stoklarımız yeterli düzeyde. Maalesef dünyanın birçok ülkelerinde ister batıda ister doğuda, kuzeyde, güneyde benzin istasyonlarında, akaryakıt istasyonlarında kuyruklar görüyoruz. Fiyatların ABD de dahil olmak üzere 2-3 katın arttığını görüyoruz. Ama bizim hükümetimiz, 4 Mart tarihinde Eşel Mobil Sistemi'ni devreye alarak, vergi gelirinden de vazgeçerek, akaryakıt fiyatlarının çok aşırı yükselmesini engellemeyi başardık. Tabii Hürmüz Boğazı kapalı ama başka rotalar da açılabilecek. Hükümetimiz, bunun için büyük çaba sarf ediyor. Kara yolu rotalarında işte Suriye üzerinden Ürdün, Suudi Arabistan, Körfez'e yönelik rota açıldı. Irak üzerinden ha buradan girip, Irak oradan Kuveyt ivmeli rota da açık. Umman'dan deniz yoluyla açık. Yine Cidde'ye deniz yoluyla oradan kara yoluyla da rotalar açık. Ancak böylesine acımasız ve zorlu bir savaş sürecinde insanlar, üreticiler, tüketiciler hem üzülüyor hem tedirginlik ve belirsizlikle ekonomik faaliyetler yavaşlıyor. Yatırım kararları öteleniyor. Üretimde bir tedirginlikten, belirsizlikten ve siparişlerin azalmasından dolayı yavaşlama meydana geliyor. Dış ticarette bundan olumsuz etkileniyor" diye konuştu.
'UZUN BAYRAM DÖNEMLERİ İHRACATI OLUMSUZ ETKİLİYOR'
2026 Mart ayında mal ihracatının 21 milyar 900 milyon dolar olduğunu açıklayan Bakan Bolat, "Bu geçen yılın mart ayına kıyasla yaklaşık 1,5 milyar dolarlık bir azalışa tekabül etti, yüzde 6,4. Ancak burada hem savaş şartlarının olumsuz etkisi var hem de uzun bayram tatili ve takvim etkisinin de olumsuz etkisi oldu. Şöyle ki bu yıl 2026 yılında resmi bayramlar ve dini bayramlar hafta arasına denk gelen ve uzun bayram tatillerinin olduğu bir dönem. Böyle olduğunda özellikle ihracat yönünden olumsuz etkileniyor. Türkiye'nin ihracat modeli şöyle işliyor. Pazartesi günü yavaş gider. Salı günü birazcık hızlanır, çarşamba normal hızlı olur, perşembe hızlı bir gün olur. Cuma günü de maksimum en yüksek ihracat günün olur. Cumartesi de kalan ufak tefek siparişler, bağlantılar yapılır. Şimdi yılbaşında perşembe cumaya gelmesi, 1 ve 2 Ocak'ın böyle uzatılmış tatil. Aynı şey Ramazan Bayramı'nda da arife günü perşembe, cuma günü tatil olması, bizim için 2,5 milyar dolarlık yaklaşık bir kayıp oldu. Tabii uzun bayramlardan sonra hem motorlar tam çalışmıyor. Firmaların üretimini tekrar başlatmaları zaman alıyor. İlk iki gün falan bir yavaşlık oluyor, pazartesi, salı günleri ve sonuçta bizim bu dönemde pazartesi, salı iş günü olmasına rağmen bayramdan kaynaklanan yaklaşık 1,3 milyar liralık bir takvim etkisi olumsuzluğu oldu. Altın ihracatımız, işlenmiş ürünler olarak altın ihracatında 350 milyon dolarlık bir azalma var. Sebebi; savaş şartlarının olduğu Birleşik Arap Emirlikleri ana müşteri olmak üzere alımların azalması ve Körfez bölgesine yapılan ihracatın yaklaşık 800 milyon dolar azalmasıyla yüzde 40'lık bir azalış. 1,2 milyar dolar aylık toplama gerilemesi oldu. Bunların toplamının 2,4 milyar dolar olduğunu görüyoruz. Bu uzun bayram etkisi, takvim etkisi ve Körfez Savaşı olmasaydı çok rahatlıkla biz mart ayını da artışla kapatabilecektik. Buradan şu sonucu çıkarıyorum. Bu yıl ihracatta dalgalı bir seyir söz konusu. Ocak ayında yaklaşık 800 milyon dolar bir azalış oldu. Şubat ayında 300 milyon dolar artış oldu. Şimdi mart ayında 1,5 milyar dolar bir gerileme oldu. Ama nisan ayında 23 Nisan resmi tatili dışında, bir tatilimiz olmayacak. Biz bu açığı Nisan ayında kapatacağız. Ama sonra mayıs ayı gelecek. Uzun bir 9 günlük Kurban Bayramı tatili ufukta gözüküyor. Orada da geçen ay rekor kırmıştık, ihracatta mayıs ayında. Haziran ayında da onu telafi edeceğiz. Bu şekilde dalgalı seyir devam edecek. İthalata baktığımızda mart ayında ithalatımız 33,2 milyar dolar olarak gerçekleşti. Geçen yıl bu rakam 30, 6 milyar dolardı. 2,6 milyar dolar artış oldu; bu da yüzde 8,4'e geliyor. Bunun sebepleri çok açık. Yıl başından bu yana altın ve gümüş fiyatlarındaki aşırı artışın, dünya piyasalarındaki aşırı artışın talebi tahrik etmesi, körüklemesinin ithalatımızı arttırıcı etkisi oldu. Bir ay boyunca, mart boyunca devam eden Körfez Savaşı'nın enerji fiyatlarında petrol, doğal gaz, enerji, madeni yanlar, yağlar, petrokimya ürünleri, bakır alüminyum, MTA fiyatlarında meydana getirdi. Böyle dönemlerde uluslararası piyasalarda hammadde ya da girdi fiyatlarında ciddi bir zıplamalar, artışlar olduğu zaman üreticiler, yatırımcıların ilk reaksiyonu ihtiyacı olmadığı halde stok yapmaya başlar ve hemen dışarıya verdiği ithalat siparişlerini arttırır. Şöyle bir korku kaplar. Efendim 2 ay sonra daha çok artacak, 3 ay sonra daha çok artabilir. Ben en iyisini şimdi alayım, stoklayayım, atayım depoya diye bir yaklaşım gösterdiği için gerekli olmayan ithalat öne çekilir. Buna ithalatın öne çekilmesi deniyor. Bunun etkilerini gördük" dedi.
MART AYININ İTHALATI 33 MİLYAR 200 MİLYON OLARAK GERÇEKLEŞTİ
Mart ayında ithalatta 33 milyar 200 milyon dolar olarak gerçekleştiğini söyleyen Bolat, "Açığımız da 11,3 milyar dolar olarak mart ayı açığımız gerçekleşti. Diğer tarafta ocak-mart ayındaki ihracatımızda yüzde 3,1'lik bir azalış oldu. Bunun da toplamı yaklaşık 2 milyar dolar. Ama nisan ayında Allah'ın izniyle biz bunu aşacağız ve tekrar yıllık bazda artıya geçmiş olacağız. Diğer taraftan bu anlamda yıllıklandırılmış bazda da 263,3 milyar dolardı geçen yıl mart ayında. Bu sene 271,3 milyar dolar. Yaklaşık 8 milyar dolar yıllıkta artıdayız. Bu da sevindirici. Burada özellikle bu tablodan görülüyor. İhracatın, ithalatı karşılama oranı 73,4. 70'in üstü bizim için her zaman rahatlatıcı bir orandır. Türkiye olarak dış ticaret dengemiz de yıllıklandırılmışta 98 milyar dolar civarındadır. Mal ve ülkeler bazında baktığımızda da şunu söyleyebiliriz. İhracatımızda en çok artış gösteren ürünler, savunma sanayi ürünleri. Yaklaşık 500 milyon dolar arttı ilk 3 ayda ocak-mart döneminde. Otomotiv bitmiş ürün ve yan sanayi olarak 430 milyon dolar bir artış. Motor ve elektrikli makinelerde 274 milyon dolar. Bakır eşyada da 257 milyon dolar bir artış oldu, azalış ise konuşmamın başında ifade ettiğim gibi, yılın başından bu yana işlenmiş altın ve mücevherat ürünlerinde 1,4 milyar dolar bir azalış, madeni yağlarda 875 milyon dolar ve hava ve uzay taşıtlarında da 244 milyon dolar, demir çelikte de 203 milyon olarak gerçekleşti. İthalatımızda en çok azalan ürünler de ilk 3 ayda 2,6 milyar dolarla mineral yakıtlar, 252 milyon dolarla otomobil, 200 milyon dolarla kakao ve 173 milyon dolarla canlı hayvan olmaktadır. İthalatımızda en çok artış gösteren ilk 3 ayda 1,7 milyar dolarla kıymetli ve yarı kıymetli taş. İşte 2 milyar dolar dış açığımızın ilk 3 ayda olmasının sadece 1,7 milyar doları altın ve gümüş ithalatındaki artıştan kaynaklandı. Elektrikli makine ve cihazlar 1,1 milyar dolar ve yine aynı şekilde 1,1 milyar dolar kazan ve makine. Bakır, 617 milyon dolar olarak gerçekleşti. İhracatımızda ilk 3 ayda sırada Almanya, ikinci ABD, üçüncü İngiltere, dördüncü İtalya ve beşinci Fransa oldu. Avrupa Birliği yine Türkiye'nin en güçlü dış ticaret partneri olarak öne çıktı ve ihracatımızda 28,3 milyar dolar ilk 3 ayda gerçekleşti ve Türkiye AB ile ticaret de 1,4 milyar dolar fazla kazanmış oldu. Van hizmetler sektöründe uzman ve ekonomisinin yüzde 67'si ile en çok payı olan şehir. Burada gerçekten Türkiye rekabetçi üstünlüğüyle başarısını ortaya koyuyor. Dünyada hizmetler ticaretinde en fazla ticaret fazlası sağlayan 6'ncı ülke konumundaydık 2024'te ve 2025'te de 5'inci ülke konumundayız. 2024'te 61 milyar dolar hizmetler ticaret fazlası sağlamıştık. 2025'te ise 63,5 milyar dolar dış ticaret fazlası sağladık. Bu da 2024 yılında yaklaşık 13 milyar dolar ve 2025 yılında 25 milyar dolarla cari işlemler açığımızı makul düzeylerde tutmamızı sağladı. Geçen yıl 122,6 milyar dolar hizmet ihracatı yapmıştık. Bu yıl için hedefimiz, 128 milyar dolardı. Şimdi bizim ticaret araştırmalarımızın tahminlerine göre mart ayında inşallah hizmetler ticareti ihracatımızın yıllık bazda 124,5 milyar dolar civarında olmasını tahmin ediyoruz. Mart ayında hizmetler ihracatımızın 8 milyar dolar civarında olacağını tahmin ediyoruz. Cari işlemler açığımızı az önce söyledim. 2023 yılında milli gelir payı yüzde 3, 6 iken 2024'te yüzde 1 olmuştu. Geçen yıl 2025'te yüzde 1,9 olarak kapadık" diye konuştu.
'SAVAŞIN BİTMESİ İÇİN ÇABA SARF EDİYORUZ'
Bakan Bolat, savaşın devam etmesinin hem dünya ekonomisi hem bölge ekonomisi hem de Türkiye ekonomisi açısından enerji girdi maliyetleri, enerjiye bağlı birçok ham madde ve emtia ürünlerindeki girdi maliyetleri açısından dikkatli olunması gereken bir durum olduğunu söyledi. Bolat, "Gerek insaniyet namına gerekse komşu ülkelerimizin huzur ve istikrarı anlamında bu savaşın bir an önce bitmesi için sayın Cumhurbaşkanımız, Dışişleri Bakanımız, hükümet olarak var gücümüzle bir çaba sarf ediyoruz. Bunları açıkladıktan sonra biz Türkiye'nin dış ticarette güçlü bir performans göstermesi açısından neler yapıyoruz. 2025 yılında 71 ülke ile 215 temas gerçekleştirdik. 19 ülke ile Karma Ekonomi Komisyonu toplantıları yapıldı. 5 ülke ile Ekonomi Ticaret Ortak Komite toplantıları JETCO'lar yapıldı. Libya-Güney Afrika Cumhuriyeti, Tanzanya, Kolombiya ve Suriye ile JETCO'yu kuran anlaşmalar imzaladık. 36 dünya örgütü ile toplantılarımız, temaslarımız oldu. Libya, Güney Kore ile KEK toplantıları, İngiltere, Kanada, Macaristan, Fransa ile JETCO toplantılarımızla yeni pazarlar arayışında ve kanallar açma çabasında olduk. Daha geçen hafta ayağımızın tozuyla döndüğümüz Dünya Ticaret Örgütü'nün 14'üncü Bakanlar Toplantısına katıldık. Orada gerçekten Türkiye olarak çok saygın ve itibarlı duruşumuz ve çabalarımız oldu. Takdir gören ve bütün Afrika ülkelerinin ve gelişmekte olan ülkelerin umut bağladığı yatırımların kolaylaştırılması anlaşmasının önünü açtık. Bu da dünya ülkelerince büyük takdir gördü. Türkiye-Avrupa Birliği yüksek düzeyli ticaret diyaloğunu 2024 Temmuz'da başlatarak bugüne kadar iki bakanlar düzeyinde, dört de bakan yardımcıları düzeyinde Türkiye-AB ticaretini ekonomik ilişkilerini yürütüyoruz ve 233 milyar dolar ihracat ve ithalata hacmine sahibiz Avrupa Birliği'yle. İhracatçılarımızın en çok ihtiyacı olan finansman temini konusunda Merkez Bankamızın reskont kredilerini biliyorsunuz; 4,5 milyar lira günlük limite yükselttik. Bunların kredi maliyetlerinde yüzde 24'e çekildi. Neredeyse piyasa maliyetlerinin yarısı nispetinde. Türk Ticaret Bankası'nın devreye girmesiyle orada 76 milyar liralık bir kredi açıldı. Merkez Bankası ihracat reskont toplamın 1 trilyona yakın bir rakam. Hazine ve Maliyemizin yaptığı sübvansiyon yaklaşık 250 milyar Türk lirasına geliyor. İhracatı desteklemek için. İGE A.Ş. de 227 milyar liralık kefalet sağladı bu ihracat reeskontlarına. Son bir yıldır Merkez Bankamızın döviz dönüşüm desteği yüzde 2'den yüzde 3'e çıkarılmış olarak ihracatçılarımıza ödeniyor. Küçük orta büyük demeden emek yoğun beş sektöre üretimi istihdamı korumak kaydıyla işçi başına, çalışan başına 3 bin 500 liraya yükselttiğimiz istihdamı koruma desteğimiz var. Zaten 5'inci bölgede 6 bin 500 lira, 6. bölgede 11 bin lira kişi başına. İstihdam, sigorta hem işveren prim hem işçi prim desteğini devletimiz karşılıyor. Ayrıca günlük kredi limitlerinde 1,5 milyon dolarlık limit 5 milyon dolara çıkarıldı. 150 milyon dolarlık toplam limit de 1 milyar dolara çıkarılmış durumda. Bütün bu çabalarımızla ihracatımızı daha fazla arttırmanın çabası içindeyiz. Ama ihracat kolay bir süreç değil. İşte korumacılık savaşları, gümrük vergisi savaşları, bazı ülkelerin aşırı haksız sayılan sübvansiyonlar yoluyla dünya pazarlarına hücum etmesi, bazı ülkelerin gümrüklerde çıkardıkları zorluklar, kendi içlerinde çıkardıkları zorluklar, bizlerin çabalarımız açısından hakikaten zorluklar çıkartıyor. Ama işte günün sonunda, yılın sonunda Allah'a çok şükür biz 2021'den bu yana ihracatımızı her yıl arttırmayı başardık. Geçen yıl neredeyse 12 milyar dolar mallarda 5,5 milyar dolar da hizmetlerde artış sağlamıştık. Toplamı 17,5 milyar dolardı. Bu yıl geçen yıldan çok daha zor geçiyor" dedi. (DHA)